20 Eylül sabahı saat 09:30'da, kilometresi henüz 1650 olan Honda SH125 motorumla İstanbul'dan Bursa'ya doğru yola çıktım. Amacım sadece bir düğüne katılmak değil; bu küçük devin uzun yolda, virajlı Uludağ rampalarında ve şehirler arası yollarda nasıl performans gösterdiğini bizzat test etmekti.
Hazırlık ve Donanım: Motoru Yola Hazırlamak
Uzun yola çıkarken en büyük derdim bagajdı. Sele altının kısıtlı olması nedeniyle top case kullanmak hayat kurtardı. Navigasyon için Amazon'dan aldığım telefon tutucuyu rüzgarlık demirine monte ettim; titreşimden etkilenmesin diye de eski bir telefonumu kullandım. Şarj sorununu ise basit bir kalemlik ve powerbank ile çözdüm.


Sonuç: Honda SH125 beni yarı yolda bırakmadı. Keşke 150cc olsaydı dediğim anlar olsa da, bu motorla yaşadığım maceralar unutulmazdı.
Yol Deneyimi ve 125cc Gerçeği
Honda SH125, özellikle 16 inç büyük lastikleriyle virajlarda inanılmaz bir güven veriyor. PCX kullanıcıları alınmasın ama güvenlik ve sürüş dinamikleri söz konusu olduğunda SH'in yeri başka. Evet, bir 300cc konforu beklemiyorum ama yoldan keyif almayı bilenler için Avrupa turuna bile çıkılabilecek bir yapısı var.
Düğün Planı Altüst Oldu!
Bursa'ya vardığımda aldığım haberle sarsıldım: Düğün kıyafetlerimin olduğu araba gelemeyecekti! Planlar bir anda değişti. "En kötü çadırda kalırım" diyerek hazırlıksız yakalandığım bu durumu telafi etmeye çalıştım.
Uludağ ve Donma Tehlikesi
Uludağ yolu sürüş keyfi açısından muazzamdı; virajlar tam istediğim gibiydi. Ancak zirveye yaklaştıkça hava durumu bir anda değişti. Yazlık eldivenlerle ellerimin donduğunu, elcik korumanın yetersiz kaldığını hissettim. O an, "Neden daha kalın bir şeyler almadım?" diye düşündürten soğukla baş başa kaldım.
Kamp Macerası ve Dönüş
Geceyi kamp yaparak geçirme planım, eski çadırımın iplerinin ve çubuklarının kullanılamaz halde çıkmasıyla sona erdi. Tilkilerle göz göze gelip çadırı kuramayınca, gece saat 22:00'de eve dönmeye karar verdim. Toplamda 511 km yol yapmış, yorulmuş ama eşsiz bir deneyim kazanmıştım.

